8 Ağustos 2024 Perşembe

Bilinmeyene Mektup 1

(Aşkın Gözyaşları)

Hangi sözcükler telaffuz ederdi seni, bunu dahi bilemezken sayfalara dokur oldum sana olan hislerimi. Şimdi yanı başımda olsan, dudaklarımdan dökülürdü bu kelamlar. Saatlerce durmadan konuşabilirdim ama şimdi sadece bembeyaz sayfalar dinliyor duygularımın sesini…

Kapkaranlık bir dünyaya açmıştım gözlerimi, sadece siyahı bilir tanırdım. Tek bir renk; siyah. Sonra sen geldin, siyahın yerini mavi aldı. Maviyle beraber sarı, yeşil, beyaz… Siyahı unuttum seninleyken. Gözlerinden maviyi tanır oldum, yüzünden beyazı, kirpiklerinden sarıyı. Etrafım bin bir renkle ışıdı. 

Ben yine aynı yerdeyim, hani şu martıların vapur sesine karıştığı, rüzgârın leylakların esintisini getirdiği, saatlerce güneşin alnında kavuştuğumuz yerde. Ayrılık vurduğundan beri bize, gündüzleri geçemez oldum oradan. Sadece geceleri geliyorum, gecenin hüznünü bize atfediyorum. Kabul, mağlup olduk derin sevdaya. Teslimiyetim sadece aşka. Sahi biz nasıl tanımlardık aşkı? Ayrılığı sevdaya yazmak mı, kavuşmalara esir olmak mı? Hangi renkti aşkın gözyaşı? Bu sorunun cevabı yalnızca kalbimde saklı. 

Hüznüm bile yorgunken yine kapıldım düşüncelere gidiyorum. Cevabını bildiğim ya da duyamadığım sorular soruyorum. Nereye gidersen git, yolun nereye düşerse düşsün kalbine bak. Kalbinin bir köşesindeyim, sessizce siliyorum yüreğine düşen yaraları. Aşkımız acı vermemeli anla istiyorum. İmkansıza, ayrılığa vurgunsa da bu sevda, yaşanmaya değerdi. Ne olursa olsun, kalbine dokunabilmeye değerdi. Bunu bil ve unutma istiyorum…

 

Hatırlamak ne garip bir duygu Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten… İşte bu...