8 Ekim 2025 Çarşamba

İki gündür sabah saatlerinde yolumun üstündeki bir görüntü takılıp duruyor aklıma. İçimi kıpır kıpır eden bu görüntü bu aralar gördüğüm en güzel şey olabilir belki de. Bana sevgiyi, çocukluğu çağrıştıran bir duygu süregeliyor hafızamda. Anlıyorum ki yazmadan duramayacağım: Bir kız bir de erkek çocuğu var bu görüntüde, bir de yanlarında dedeleri. Öyle olduğunu düşünüyorum… Otobüs durağında torunlarıyla beraber bekliyor. 

İlk gün gördüğümde üçü de oturuyorlardı, çocukların sırtında çantalar. Okula gidiyorlar belli, bekledikleri durak ise ana yolun orada. Tek başlarına orada bekleyebilmeleri mümkün değil, karşıdan karşıya geçerken bile bir büyük olmadan çok zor. Bu sorumluluğu ise dedeleri üstlenmiş belli. Çocuklar ise birinci sınıf olmalılar, onları yolcu edip orada mı bekliyor, onlarla gidip geri mi dönüyor anlayamadım tabi. İkinci gün ise yani bugün çocuklar duraktaydı, kendisi de yolun oradaki bir yere yaslanmış, elinde çocuklardan birinin çantası. Yine bekliyorlar… Ne var diyebilirsiniz bu gördüklerinde? Her zaman olan şeyler de diyebilirsiniz… Hayatın akışı evet ama o hiç tanımadığım çocuklar için öyle kıymetli ki bu sorumluluk, şu an anlamasalar bile gelecekte bir şekilde bir yerden hafızaları hatırlatacak bu görüntüleri. Bu anı küçük bir gülümseme, hafif burukluk kim bilir neler hissettirecek onlara. Kıymet görmek ne büyük nimettir anlayacaklar, kıymet görmenin anlamını kıymet vererek şahlandıracaklar…

Hayat belki de hep en güzel anılarla anlam kazanır. Bulmacayla dolu bir yaşamın içerisinde insana en iyi gelen anlar birleştirir parçaları. Parçalar birleşmeye başladığı an ise tamamlanmaya bir adım daha yaklaşır insan... 

7 Ekim 2025 Salı

Kimliksiz Sevda

Bahar sensizdi bu hazan da sensiz.

Kelimelerim usul usul ayrılıyor benliğinden

Ah benim ruh-u revanım..

Belki de bunlar sana son sözlerim..

Birbirini unutan iki yabancı mıyız artık?

Birbirini tanıyan iki yalancı?

Hangisini istersen o olalım, sahi ne önemi var tanımlamaların artık?

Kaç mevsim geçecek böyle inan bilmiyorum..

Pusulam hangi yöne bakıyor, anlamıyorum…

Onca kalabalığa değişmeyeceğim tenhaydın sen,

Kül olan sevdanın tortusu avuçlarımda

İçimde delicesine bir yalnızlık,

Ve sen yoksun orada; yalnızlığımda, kalabalığımda…

Kimliksiz kalan bir sevda bu, adı sanı yok

Maziye sessizce gömülen bir mektup gibi..

Mektubun içi kalbin döktüğü kelamlarla dolu

Gökyüzünde yıldızlar, ruh bulutların ötesinde…

Şimdi bak gökyüzüne!

Siyah yıldızlar mazide kalanın yasını tutuyor

Kanat çırpan bir güvercin takılıp duruyor bulutlara.

Senin adın Kimliksiz Sevda..

Sendeki beni aradığım, bendeki seni artık bulamadığım… 

Hatırlamak ne garip bir duygu Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten… İşte bu...