13 Mart 2024 Çarşamba

İnanırım ki; dilden dökülenler kalbin aynasıdır. Sadece sözlü iletişimden bahsetmiyorum. Yazıya dökülenlerde; dilin tercüman edemediğini kalbin işlemesidir nakış nakış. Benim için en kıymetli olandır mesela yazmak. 
Sessizliği bazen çok yakıştırırım kendime. Kalbimden dökülenleri kağıtların bembeyaz yüzüne işlemek paha biçilemezdir benim için...
Kendimce bir dünya kurarım orada, kimsenin dokunamadığı. Bazen saatlerce yazarım, bir köşede kendime saklarım yazdıklarımı ya da açık bırakırım sözcüklerin kapısını...
Beni anlayan girer o kapıdan içeriye, pırıl pırıl parıldayan denize karşı oturmuşçasına buluşur orada duygular...
Benim dünyamda sessiz kalmayı başaramayan tek şey kalbimden dökülen duygulardır. Duyguların en naifini büyütürüm kalbimde. Sevmenin en naifini, mutluluğun ve huzurun en naifini...
Kavgam sadece kendimledir. Kalbimin derinliklerinden saklıdır hayatın yükü. Mahkemeyi kendi kendime kurar, hükmü veririm kendimce. Benim sınavım, benim gerçeğim diye düşünür beni bana bırakırım...
Hayata bakış açım belli bir çerçevede ilerler. Bugün öfkeliysem yarın dün de bırakmaya çalışırım yaşananları. Böyle anlar da gökyüzündeki masmavi bulutlar, parıldayan güneş şifadır bana.
En kıymet verdiğim duygu da sevgidir mesela. Sevmenin ve sevilmenin iyileştirici bir gücü olduğuna inanırım. Mutluluğu ve huzuru peşi sıra getirenin de...
Bir de hikayeler çok değerlidir benim için. Hayatın her anından birer demetle hikaye bütünü oluştururum kendime. İleride anlatabileceğim ya da sayfalara dökmeye devam edebileceğim birçok hikayem olsun isterim. 
Sevmeyi, duyguların renklerini anlatmak isterim doya doya.
Tabi, bazen de karanlıkta kalmayı, takılıp düşmeyi, sonra yeniden ayağa kalkmayı...
Hayat bugün yarın ne getireceği bilinmez, unutuyoruz bizler için sonun bir gün geleceğini ve yine unutuyoruz belki bugün son kez nefes alıp verdiğimizi.
Son gelmeyecekmişçesine kalp kırıyoruz, yaralıyoruz karşımızdakileri. Hayatta en çok korktuğum iki şey vardır. Biri kalp kırmak biri de sevdiklerime vedaya alışmak. Sevdiklerine vedaya alışır insan belki ama kalp kırmanın yükünü taşıyamaz...
Bu yüzden çoğu zaman kalbimin sesiyle hareket ederim. Bu ses bazen beni çok yarar ama yine de vazgeçemem o sesin fısıldadıklarını yaşatmaktan. Bir de kalbimin sesiyle birleşir hislerim. En çok hissettiğim ama bilemediğim duygularda adımlarım şaşırır. Yolun hangi tarafının doğru olduğunu anımsayabilmek için zamana esir olurum. Sonra güneş yeniden doğar, masmavi bulutlar yeniden çıkar ve sonsuz mavi deryanın sesi kulağıma yeniden çalınır, işte o zaman yoluma kavuşurum...
Hâlâ güneşe yüzümü döndüğümde mutluluk duyabiliyorsam, sevgiye inanmaktan vazgeçmiyorsam, hikayelere inanıyorsam ve daha nicesi...
Nefes aldığımı hissediyorum demektir. Hayatın anlamını kendimce yeşertiyorum demektir...
Vesselam..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hatırlamak ne garip bir duygu Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten… İşte bu...