Günlerdir elim kaleme gidiyor da bir türlü sonunu getiremiyorum cümlelerimin. Yarım kalmaya vurgun herhalde bu ara kelimeler. Taşan bir deniz var gözlerimin önünde, dalgaları öylesine vuruyor ki kalbimin kıyısına, nefesim kesiliveriyor aniden.
Kalbimden dilime akmaya niyetlenen sözcüklerin şiddeti karşısında şaşıracakken, sus pus oluyor yüreğim birden. Yüzümü çevirdiğim bu gök, yıldız dolu bu gök hiçbir şey söylememe gerek kalmadan sözcüklerimin sesine ses oluyor. Bir güvercinin kanat çırpışında duyuyorum o sesi. Her zaman an’ı yaşayan bana, geçmişten yağmur kaplı bir bulut getiriyor o güvercin. Adı özlem olan o bulut dönüp duruyor başımın etrafında. Bulutun bile bir adı varken benim nezdimde, o özlemin tanımsızlığı burkuyor içimi.
O öyle bir özlem ki, geçmişin kapısına dayanmış usulca sızmaya çalışıyor bugüne. Duygu çok net, dün bugün demeden yer buluyor kalpte. Ama bazı şeyler var ki geçmişin kapısını bugüne açmaya değil, aralamaya dahi güç bulamıyor. O gücün bulunamaması güçsüzlükten değil oysaki; kırgınlıktan.
Hiçbir zaman unutulamayacak olan kırgınlıktan…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder