GEÇMİŞ
Eski zamanlara neden çok özenirim bilir misiniz?
Geçmiş hakkında konuşmaya, o dönemler hakkında bilgi
edinmeye çalışırım sık sık…
Bazen o yıllarda ben yaşasaydım hayatım nasıl olurdu diye de
düşünmeden edemem. Hayat şartları zormuş o zamanlarda. Ama zorluğun altından
kalkabilmek için ellerinde güçlü tılsımları varmış.
Birlik ve beraberlik…
Bol bol sarılma…
Sevgi…
Peki ya şimdi?
Ne uğruna yakıp yıkıyoruz her şeyi?
Ne diye can yakıyoruz?
Her birimizin ömrü bir kelebeğin ki kadar kısa belki de…
Nereden bilebiliriz yarınları? Bilemediklerimiz uğruna ne diye yakarıyoruz?
Neden sevmekten, mutluluktan, gülmekten vazgeçiyoruz?
Arayıp da bulamadığım ya da tanımlayamadığım bir renk gibi
geçmiş.
Duvarların ardında saklı kalan izler; yaşanmışlıkları
barındırıyor. Eski bir sofra; o zamanlarda aile olmayı anlatıyor. Bayramlar; küslüklerin sona erdiğini hatırlatıyor. Mektuplara
dökülenler; hasretleri, kavuşulamayan sevdaları, aşkları bir bir sıralıyor. Sarılmak;
yaralara bir merhem oluyor…
İnsan yaşayamadıklarına nasıl özlem duyar?
Ben eski zamanların bilemediğim naifliğine özlem duyuyorum.
Ben o rengi şimdi de arıyorum…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder