Yaşarken ölmek gibidir sevgisizlik…
Üzerine derince düşünülmesi gereken konulardan biridir
sevgi. Bir masalın en nadide çiçeği gibidir çünkü.
Belki de aramızda bilemediğimiz, göremediğimiz birçok
insan o çiçeğin küçük bir tohumuna hasret kalarak büyüyor. Sevgi nedir
bilmiyor. İçinde yeşermeyi bekleyen çiçeği büyütemiyor. Daha önce tatmadığı bir
duyguyu nasıl yeşertir ki insan zaten? Yabancı olduğu duyguya karşı koruma
kalkanı geliştirir kendince. İstemediğinden değil korkudandır sadece. Çünkü mahrum
kalmak nedir en iyi kendisi bilir.
Nasıl ki her çiçek köklerinden güç bularak yetişiyorsa
her çocuk da aileden aldığı derin bağlar sayesinde yetişir. Mutluluk, sevgi,
kıymet nedir o bağlar sayesinde öğrenir. Bazen şu da çok düşündürür beni: Sevgi
öğrenilen bir şey midir? Garip bir ikileme düşüyorum kimi zaman. Ama şunu
biliyorum ki her çocuk sevgiyi hak eder. En güçlü çocukluk tılsımıdır sevgi. Gözlerde
ki ışıltı, yarınların yansımasıdır. Umudun en tatlı kaynağıdır. Geçen zaman
değildir belki de iyileştiren insanı; sevgidir. Her şeyin ilacı zaman der akışa
bırakırız hayatı kimi zaman. Peki, ya zaman da asıl gücünü sevgiden alıyorsa?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder