YALNIZLIĞIN ÇEHRESİ
Yalnızlık üzerine çok şey yazılmış, çizilmiş… Hem tercih denmiş yalnızlık hem de mecburiyet. Hem insanın sığındığı bir yuva hem de tek başınalığın çaresizliği…
Herkeste farklı anlam ifade eder yalnızlık. Mesela her insan
anlaşılmak ister. Kimi zaman gözleriyle anlatır yaşananların izlerini, kimi
zaman suskunluğuyla, kimi zaman sözleriyle. Bir şekilde anlaşılmayı bekler. Ama
göz ardı edildiği an uğradığı düş kırıklığıyla kendi yalnızlığına döner. İçe kapanıştır
bu. Soyutlamaktır kendini dış dünyadan. Yalnızlığa sığınmaktır. Çaresizliğe
boyun eğiştir. Saklanmayı tercih etmektir. Bazı insanlar yakarır durur beni
anlayın diyerek. Sessizliğe gömülmez. Sesini çıkarır. Ama ya çıkaramayanlar ya bunun
için gücü olmayanlar ya da kendi sessizliğinde boğulanlar… Yalnızlığın çehresi
böylece belirir insanın hayatında. Nereye gitse o yüz, nereye baksa o yüz. Alışkanlık
haline gelir. Alıştığından vazgeçmek de zordur.
Kim bilir belki mucize olur, ya insan kurtulur bu yalnızlık
çukurundan.
Ya da ömrünün sonuna kadar mahkûm olur…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder