Bir zaman makinesi olsa elimizde günümüzden bir günlüğüne geçmişe dönsek mesela… Çocuk olduğumuz bir güne… Amacı oyun olan, akşama kadar üzerinin kirlendiğine aldırmadan sokakta özgürce koşuşturan, bayramlık alma heyecanı yaşayan, sobanın üzerinde kızaran ekmeğin tadına mest olan, soğuk kış akşamlarında simitçinin sesini duyarak koşa koşa merdivenlerden inip simit alan, yine sobanın üzerinde portakal kabukları kurutan, çamura bulandığına aldırmayan, çekingen ama müzik sesi duyunca dans etmeye bayılan, hayal kurmayı çok seven, sokaktan eve kedileri getiren, düşüp dizlerini kanatan, salıncakta sallanırken kuşlar gibi göğe süzüldüğünü zanneden, sürekli buzdolabında çikolata arayan, yüzünün her bir yanını rujla boyayan, yokuş aşağı bisiklet süren o çocukluk anlarımdan birine dönsem…
Önce sımsıkı sarılırdım o
küçük kız çocuğuna. Tek kelime etmeden sımsıkı sarılırdım. Sonra derdim:
‘‘Sakın korkma; hata yapmaktan, yaş almaktan, büyümekten… Yaşadığın her anın
öyle kıymetini bil ki, öyle güzel yaşa ki aklın dününde kalmasın. Gelecekte
geçmişini her hatırladığın da yüzün gülümsesin. Güneş doğduğundan itibaren o gün
içerisinde ne yaşanırsa yaşansın, ister çok üzülmüş ol, ister gözyaşlarıyla
geçirmiş ol, gün sonunda gülümsemekten vazgeçme… Gülümsemeni hiçbir şeyin
soldurmasına izin verme. Öyle güzel ki gül ki gülerken gözlerinin içi kısılsın…
Yalnız kalmak seni ürkütmesin. Bazen iyidir yalnızlık. Kendini tanırsın,
öğrenirsin, keşfedersin…
Ve öyle çok
konuş ki varsın başımız ağrıdı desinler. Kendini ifade edebil. Girdiğin bir
ortamda kendini ifade edemediğin an görünmez olursun. Düşüncelerin dilinin
ucundadır ama ifade edemedikten sonra nafile. Bazen de susmayı bil. Sessizliğin
en güzel cevap olduğunu öğren bazı anlarda. O anlarda kelimelerin konuşmasın
ama gözlerin konuşsun. Kalbinin sesini dinle. Duygularını her daim yaşat.
Kızdığında, sevdiğinde, öfkelendiğinde, mutlu olduğunda belli et. İçinde yaşama
her şeyi. Haksızlık karşısında susma. Hakkını savun. Umut etmekten,
hayallerinden vazgeçme. İnan, inancını yitirme. Affet, şükret…
Çok sev,
sevginin en iyi ilaç olduğunu unutma. Hayatında inşa edeceğin her şeyin
temelinde sevgi olsun... Gün gelecek zorluklar çıkacak karşına. Kalbine karlar
düşecek, belki çok üşüyeceksin. Yine korkma, diren, vazgeçme, yılma. Herkesin
olduğu gibi senin de bir sınavın var bu hayatta. O sınavın farkına var, küsme
hayata. Çokça sarıl sevdiklerine. Boşluklara hapsetme kendini, yarım kalanları
sen tamamla. Kendi hikâyeni yazmayı unutma. Ailevi değerlerini hep hatırla.
Ve kaç yaşına
gelirsen gel içindeki o küçük kız çocuğunu sakın bırakma. Gittiğin her yere
götür. Yaralarını sar, elinden tut, ona güven. Sen osun, o sensin. Ne o sensiz,
ne sen onsuz yapamazsın…''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder