2 Temmuz 2023 Pazar

KAYIP DUYGU

Doyasıya geçmişi konuşmak ister mi insan?

Yaşamadığı, bilmediği yıllar hakkında konuşmayı…

Hep derim, bir zaman makinesi olsaydı elimde bir günlüğüne de olsa dönmek isteyeceğim bir zaman dilimi vardır.

70-80’li yıllar…

O yıllarda yaşayan insanların hayat hikâyelerine konuk olmayı, sevgilerin naifliğini, aşkların mektuplarda yeşermesini izlemeyi çok isterdim. Belki arayıp da bulamadığım o içimdeki kayıp duyguyu o yıllarda bulurdum. Kalabalık sofralarına oturup kahkahalarına eşlik etmeyi, zorluklarına tanık olmayı, güçlükleri nasıl yendiklerini, birbirlerini sarıp sarmalamalarını, acılarını, mutluluklarını, kayıplarında yaşadıkları zorluğu nasıl aştıklarını görmeyi çok isterdim.

Gözümün önünde sürekli canlanan bir sahne vardır: Yuvarlak bir masanın etrafında yenilecek olan yemeğin tadı, plakta dönen bir müziğin sesi, muhabbetin koyuluğu, olabildiğine kalabalığın içinde herkesin sohbet ettiği bir ortam… İşte böyle bir ortam da sadece susup sağımı, solumu dudağımın kenarında ufak bir gülümsemeyle seyreder olurdum. Öyle bir ortamda zamana direnirdim. An’a tutuklu kalmayı dilerdim.

O yılların duygusunu şimdi de arayarak hata yapıyorum belki de… Ama aramaktan da vazgeçemiyorum. O aradığım duygu tanımlanamamış bir renk gibi. Sadece benim bileceğim bir renk ya da kalbimi açacağım bir insanla tamamlayacağım bir renk… Hikâyemi dinleyen sayfalar ne hissediyor bilmiyorum ama kalbimin bir köşesinde sayfalardan bile sakındığım gerçeğimi o yıllara haykırabileceğimi düşünüyorum. Haykırmak istiyorum…

Şimdiye bunu yapamam biliyorum…

Elimde 3-5 mektup var. Dile getiremediklerimi bembeyaz sayfalara dokuduğum gerçekler… Zamanı geldiğinde sahibine ya da sahiplerine kavuşacak ya da her zaman kimsesiz olarak kalacak mektuplar. Gerçeğimi yaşayan mektupları, sakındığım duyguları, sarıldığım anıları, gözlerime dolan yaşanmışlıkların her birini açığa vurur olurum bir gün belki.

Bir hikâye var dilimin ucunda… Başrolünü benim oynadığım, senaryosunu kaderin yazdığı… İçimdeki dalgalar boyuma erişse de susuşlarım, duygularım, direnişlerim, saklanışlarımla dolu o hikâye. Görmeyi bilene izler bırakıyorum. O izleri görenler dâhil oluyor hikâyeme.

Bu devir de mektup mu kaldı demeyin olur mu bana? O kayıp duyguyu anca o geri getirebilir… Hikâyemi yalnızca o açığa çıkarabilir ya da hayatımın sonuna kadar saklı tutabilir. Bir belirsizliğin içerisinde olsa da her şey, ihtimale tutunmak güç veriyor kalbime.

Gerçeğini kendi kabuğunun içerisinde yaşayan birinin ilacı mektuplardır. Geçmişin kalıntılarında yaşamıyorum ama geçmişin izlerini kendime şifa olarak seçiyorum.

O yılların aşkını, sevginin naifliğini, zorlukların altından birlikle kalkmaları, bir parça ekmeğin kıymetini, edilen sohbeti, kalabalık sofraları ve mektupları gerçeğimde istiyorum. Hepsi kaderime kazınsın istiyorum…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hatırlamak ne garip bir duygu Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten… İşte bu...