5 Nisan 2024 Cuma

Yolculuklarımın en vazgeçilmezidir yazmak, ya bir şiir karalar dokurum düşüncelerimi ya da hayatı anlatırım, yaşananları ve dahi yaşanacakları. En son yine aynı güzergahta yol alırken Ruhumdaki Deniz’de yer alacak olan Lavinya şiirini yazmıştım. Dakikaların geçmesini beklerken kapılmıştım bir şiirin akışına. Hislerim kovalamıştı benliğimi… 

Şöyle bir bakıyorum etrafıma da herkes bir koşuşturmaya kapılmış, telaşla bir yere yetişmeye çalışıyor. Bin bir farklı yüzle çevrili etrafım, bin bir farklı hayat hikayesiyle. Kimi sevdikleriyle kucaklaşıyor, vedanın burukluğunu yaşayarak. Kimi güneşin gölgesine çevirmiş yüzünü, kimi de telefona sarılmış zamanın dakikalarını sayıyor. Kimi kavuşmanın sevincini, kimi de ayrılığın hüznünü yaşıyor.  

Şimdi ise Özdemir Asaf’ın şiirleri ve sözleri sarmalıyor yolculuğumu… ‘‘Her şeyi zamana bıraktık, zamanımız var mı bilmeden’’ diyor Özdemir Asaf. Çok düşünüyorum bu sözün üzerine…

Çoğunlukla zamana bırakırız her şeyi. Zaman ilaç olacak zannederiz ruhumuza. Lakin unuttuğumuz bir şey vardır. Ömür beklemez zamanı. Çıkılan yolculuklar nerede ve ne zaman son bulacak bilinmez. Bu bilinmezlikte yaşarken doğru mudur zamana esir etmek hayatı? Hayat akıp giderken teslim olmak da nedir zamana? Kabul, bazen iyi gelir insana zamanın serin sularında dinlenmek, ömrü dinlendirmek.

Hayatta en çok korktuğum şeylerden biri geç kalmaktır hayata ve sevdiklerime. Güneşe yüzümü çevirdiğimde, deniz kenarında dalgaların sesini işittiğimde, deniz kabuklarının şıngırtısını duyduğumda, masmavi parıldayan gökyüzünü gördüğümde mutluluğun kollarına sarılırım. Kalabalık bir sofranın etrafında atılan kahkahaların nidası paha biçilemezdir benim için. Sevdiklerimle kucaklaşmak, saatlerce soluk almadan konuşmak… İşte en çok bunlara geç kalmaktan korkarım. Aşka, mutluluğa, sevmeye, sevilmeye ve hayatı doyasıya yaşamaya…

Kocaman bir kale vardır, kalbimin derinliklerinde. Kimsenin yıkamadığı ve yıkamayacağı. O kalenin duvarı sevgiyle örülüdür. Kalenin her yerine serpilmiş duygularım vardır. Hüzün, acı, mutluluk, huzur, neşe… Kapısı çoğunlukla kapalı olan ve açmamaya direttiğim iki duygu vardır orada; biri hüzün biri de acı…

Kapıların her daim açık olduğu odalar vardır bir de. Oralar sıcacıktır, içerisi mutluluk, huzur ve neşe kaplıdır. Zamana boyun eğmeyen en güzel duygular saklıdır orada. Hayata ve beni sevdiklerime yakınlaştıran duygular.

Zaman ömrün vazgeçilmezi ama zamana esir olup ömrün en güzel duygularını yaşamaktan vazgeçmemeli insan. Geç kalmamalı sevginin gücüne, aşkın büyüsüne, neşenin kucaklayan renklerine…

Ve doyasıya korkmadan yaşamalı insan duyguların gökkuşağını, zamana bırakmadan hayatı…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hatırlamak ne garip bir duygu Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten… İşte bu...