9 Eylül 2025 Salı

ALACA KUŞUN RIHTIMI

Bakıyorum da taş duvarlar arasına sıkışıp kalan ne çok hayat var.  Yüreğe ağır ağır misillenen yalan duygular ancak isyanı sadece kendi yanışına olanlar. Öfkesi içinde yanışını dindiremediği yağmura.  Belki de kaderin bir sarmaşık gibi etrafını doladığı hayat hikayesine. 

Tutsaklık çok ağırdır; adımların kısıtlanması, yolların kapanması, esaretin gölgesinde yaşamak değildir yalnızca. Duyguların bile hissizleşmesidir zamanla. 

Her insan alaca kuş olmak ister. Özgürlüğü aramak, bulunca hiç bırakmamak. Önceleri çok uzaklaşmak ister, uzakların derininde kaybolmak, kendi başına var olmanın gücüne kavuşmak ama sonra bilir alaca kuş… Sevginin olmadığı bir yer de nasıl var olunur? Kendi rıhtımına yanaşıp huzurun eşiğinde gerçek aşkı, sevgiyi, mutluluğu bulamazsa nasıl öğrenir tekrardan uçmayı? 

İnsan önce bir alaca kuştur hayatın içerisinde. Zaman demir attıkça derinlerine, bazen değişiverir her şey. Yalana bürünen duygularla bir kafesin içerisinde buluverir kendini, sıkışıp kalarak. O kafes yavaş yavaş büyür, kocaman tuğlalar örülür etrafına. Tutsaklık giderek artar, duygular sessizleşir, kanatlar çırpınmayı dahi unutunca suskunluk belirir. Suskunluk ise yağmurun bile dindiremediği kor’u hep diri tutar, hisler sessizliğin esaretinde kanar ve kanar...

 

                                                                                                                  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hatırlamak ne garip bir duygu Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten… İşte bu...