Ben yaşadığım bu çağda sevdanın renginin tam olarak ne olduğunu bir türlü tanımlayamayanlardanım.
Siyah?
Beyaz?
Kırmızı?
Toz pembe?
Hangi renk tanımlar bu çağın sevdasını?
Çok eski zamanlara bakıyorum. Genç bir kızın sevdiğine işlediği mendil beliriyor gözlerimin önünde. Sevda denizinden akan duyguların nakış nakış işlendiği bir mendil. Şu sözcükler işlenmiştir mendile:
Ey efendim hakkı sıhatten
Daim mamur
Eylesun senden olup dökülen
Gayrim silmesun gönlümde
Meylesun gönlümde
İlacı konmadan saati
Canımın canı asrımın varı efendim
Aşk nağmeleri bir bir döşenmiş ancak bu mendil sebebi bilinmez, sahibine ulaşamamıştır. Yıllar, mevsimler akıp gitmiş üzerinden ancak aşığın gizli mendili bugün bile dokunmayı başarır bir şekilde kalplere.
Gerçek aşkı gözlerden ve sözcüklerden tanıyıp bulur insan buna inanırım. İnanmak isterim… Mendillere işlenen aşk, mektuplara dökülen duygular; ne kıymetli… Nakış nakış işlenen duygular bir dansın edasında, sevdanın binbir renginde…
Peki bu çağ?
Kolay ulaşılabilir olmak mı yitiriyor her şeyin kıymetini? Körelen duygular mı? Ömrün kadere boyun eğişimi mi?
Kalpten göze, gözden dudaklara akan sözcüklerin hükmü yitip gittiği an renklerin soluşunu izler oluruz. Kalp sevdaya bir yerlerden aşinadır derler… Hangisi gerçek, hangisi hülya anlaşılmayan bu zamanda sevda tadar mı aşinalığı? Bulur mu rengini…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder