Birkaç gün önce çıktığım bir yolculukta yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum bu sefer. Beni hem düşündüren hem de etkileyen bir olayı…
Birkaç saatlik yolculuğun ardından 04:00 sularında bir dinlenme tesisinde mola verdik. Tesisten içeriye girdiğimde bir hanımefendiyi fark ettim.
Yaşı da epeyce var. Yetmiş beş belki de seksen yaşında olduğunu düşünüyorum. Tesiste çalışıyor. Öncesin de kolay gelsin diyerek yanından geçtim. Sonrasında içim rahat etmedi ve geri döndüm. Cevabını bildiğim bir soru sordum:
“Teyzeceğim bir şey sorabilir miyim? Bu şekilde zor olmuyor mu sizin için.” Dedim.
“Olsa da ne yapalım kızım, ekmek parası.” Dedi.
Önce böyle bir soru sorduğuma üzüldüm. Neden zor olmasın ki!
Neden o yaşlarda bir hanımefendi sıcacık yuvasında uyumak istemesin ki!
Ama öyle kıyamadım ki kendimi soru sormaktan alıkoyamadım. Konuşmak, gözlerinde bir nebze olsun konuşmanın verdiği mutluluğu görmek istedim. Sanırım başardım da…
Belki hiç tanımadığı biriyle hayatı konuşmak iyi gelmiştir…
Daha fazla konuşacaktık ama ayrılmam gerekiyordu. Öyle güzel dileklerle uğurladı ki beni bir kez daha sızladı yüreğim…
Kim bilir belki bir daha karşılaşır daha fazla konuşuruz…
Öyle farklı hayatlar yaşanıyor ki. Bazen kendimizi hayatın akışına kaptırıyoruz ve sadece kendimizi görüyoruz. Karşılaştığım hanımefendi ne yaşadı hayatında bilemiyorum ama kolay olmadığı çok açık. Bilmiyorum belki de bu şekilde mutludur. Belki de o güler yüzünün ardında çok başka bir hikayesi vardır.
Aramızda geçen kısa ama beni etkileyen diyaloğu hiçbir zaman unutamayacağım sanırım.
Hayat çok garip…
Kimisinin masalı mutluluğa açılıyor, kimisinin masalı bilinmiyor, kimisinin masalı acıyla kıvranıyor fakat duyuramıyor…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder