22 Nisan 2024 Pazartesi

İnci Misali

Bu hayatta tutunduğum tek dal pamuklara sardığım

Acılarımı sarmaşık gibi etrafına doladığım şiirlerimdir,

Kocaman yemyeşil bir ağaca benzer şiirlerim

Her dalında ayrı duyguyu yeşerttiğim, 

Hüznüm sonbaharda düşer süzüle süzüle toprağın göğsüne

Bahar gelince yeniden açar hüznümün çiçekleri 

Nisan yağmurları gönlünü okşar dallarımın..

 

Çok şey anlatırım duyamazlar,

Çok şey söyler gözlerim hissedemezler,

Oysa şiirler öyle mi?

Acının, hüznün, mutluluğun, aşkın gergef gibi dokunduğu 

Kalbe nakış nakış işlenen duyguların en yüce dağıdır..

Gönül sükût olup yorgun düşünce şiir dile gelir,

Aşkın tılsımı dolunca göz pınarlarına şiir söz olur,

Ayrılık, imkânsızlık yazılınca kadere şiir saz olur, 

Vuslat hatırlatınca kavuşmayı şiir yaz olur..

Benim şiirlerim kimsenin henüz göremediği o yüce dağın ardındaki çınar da gizli…

Sazım, sözüm, yazım o yörede

Ben o yörenin insanıyım,

İnci misali bir kabuğun içinde saklıyım…

 

19 Nisan 2024 Cuma

Yaş almaktan korkmamalı insan yaşayamamaktan korkmalı...

Bahar ne de güzel hatırlatıyor birçok şeyi…

Pencerenin ardında yüzüme vuran güneş en çok da çocukluğuma dair yaşananları haykırıyor yüzüme. Bir tebessümle anıyorum geçmişin izlerini. Bahar uğurlarken kendi takviminden nisan ayını, anneannemin sözleri düşüyor aklıma. Nisan berekettir der, özellikle nisan yağmurları şifadır diye anlatır anneannem. Her nisan yağmurunda çatıya çıkıp bir kavanozda su biriktirirdi… Sonra içirirdi bize şifa olsun diye. Nisan yağmurlarında hep bu aklıma düşer o yüzden. Bereketi, şifayı, yağmurdan kaçmamayı, duayı anımsarım en çok. 

Şiirlerde, yazılarda hep aşkla bütün ederiz yağmuru ama hep de kaçarız bir bulut karaltısından, bir damlanın tene değişinden. Kabul, bende kaçarım yağmurdan ama nisan yağmurlarını teğet geçerim. Bugün nisan yağmuru belirdi gökyüzünde. Baktım kaçmıyorum, koşuşturmuyorum, avucumu açmış damlaların tenime değişine tebessüm ediyorum. Şimdi hatırlıyorum da çocukken de öyle yapardım. Soğuk havalarda düşen bir yağmur damlasından kaçar ama bahar ve yaz yağmurlarına kucak açardım. Apartmanın bulunduğu yer, meşhur 11.blok… Apartmanda herkesin arka taraf diye adlandırdığı, yemyeşil ağaçların arasında yüzümü gökyüzüne çevirip ıslandığımı anımsıyorum şimdi. Geriye dönüp baktığımda çocukluğumun arasından yıllar geçmiş… Yaş almak birçok şeyi bırakır sanırdım geçmişte. Bırakmazmış yine anladım. Ve şunu da unutmuşum yaş almaktan korkmamalıydı insan, yaşayamamaktan korkmalıydı…

Yaşadım demek için çok sevmeli insan, hatıraların gücüne tutunmalı, mutluluğun peşinden koşmalı, dolu dizgin aşık olmalı… Sevgiden korkmamalı ve iyi anılmak için çabalamalı…

Ah bahar! Düştün yine kalbimin tam ortasına. Çocukluğumdan bir parçayı verdin, yine çok şey hatırlattın bana…

 

5 Nisan 2024 Cuma

Yolculuklarımın en vazgeçilmezidir yazmak, ya bir şiir karalar dokurum düşüncelerimi ya da hayatı anlatırım, yaşananları ve dahi yaşanacakları. En son yine aynı güzergahta yol alırken Ruhumdaki Deniz’de yer alacak olan Lavinya şiirini yazmıştım. Dakikaların geçmesini beklerken kapılmıştım bir şiirin akışına. Hislerim kovalamıştı benliğimi… 

Şöyle bir bakıyorum etrafıma da herkes bir koşuşturmaya kapılmış, telaşla bir yere yetişmeye çalışıyor. Bin bir farklı yüzle çevrili etrafım, bin bir farklı hayat hikayesiyle. Kimi sevdikleriyle kucaklaşıyor, vedanın burukluğunu yaşayarak. Kimi güneşin gölgesine çevirmiş yüzünü, kimi de telefona sarılmış zamanın dakikalarını sayıyor. Kimi kavuşmanın sevincini, kimi de ayrılığın hüznünü yaşıyor.  

Şimdi ise Özdemir Asaf’ın şiirleri ve sözleri sarmalıyor yolculuğumu… ‘‘Her şeyi zamana bıraktık, zamanımız var mı bilmeden’’ diyor Özdemir Asaf. Çok düşünüyorum bu sözün üzerine…

Çoğunlukla zamana bırakırız her şeyi. Zaman ilaç olacak zannederiz ruhumuza. Lakin unuttuğumuz bir şey vardır. Ömür beklemez zamanı. Çıkılan yolculuklar nerede ve ne zaman son bulacak bilinmez. Bu bilinmezlikte yaşarken doğru mudur zamana esir etmek hayatı? Hayat akıp giderken teslim olmak da nedir zamana? Kabul, bazen iyi gelir insana zamanın serin sularında dinlenmek, ömrü dinlendirmek.

Hayatta en çok korktuğum şeylerden biri geç kalmaktır hayata ve sevdiklerime. Güneşe yüzümü çevirdiğimde, deniz kenarında dalgaların sesini işittiğimde, deniz kabuklarının şıngırtısını duyduğumda, masmavi parıldayan gökyüzünü gördüğümde mutluluğun kollarına sarılırım. Kalabalık bir sofranın etrafında atılan kahkahaların nidası paha biçilemezdir benim için. Sevdiklerimle kucaklaşmak, saatlerce soluk almadan konuşmak… İşte en çok bunlara geç kalmaktan korkarım. Aşka, mutluluğa, sevmeye, sevilmeye ve hayatı doyasıya yaşamaya…

Kocaman bir kale vardır, kalbimin derinliklerinde. Kimsenin yıkamadığı ve yıkamayacağı. O kalenin duvarı sevgiyle örülüdür. Kalenin her yerine serpilmiş duygularım vardır. Hüzün, acı, mutluluk, huzur, neşe… Kapısı çoğunlukla kapalı olan ve açmamaya direttiğim iki duygu vardır orada; biri hüzün biri de acı…

Kapıların her daim açık olduğu odalar vardır bir de. Oralar sıcacıktır, içerisi mutluluk, huzur ve neşe kaplıdır. Zamana boyun eğmeyen en güzel duygular saklıdır orada. Hayata ve beni sevdiklerime yakınlaştıran duygular.

Zaman ömrün vazgeçilmezi ama zamana esir olup ömrün en güzel duygularını yaşamaktan vazgeçmemeli insan. Geç kalmamalı sevginin gücüne, aşkın büyüsüne, neşenin kucaklayan renklerine…

Ve doyasıya korkmadan yaşamalı insan duyguların gökkuşağını, zamana bırakmadan hayatı…

 

4 Nisan 2024 Perşembe

SENİN ADIN

Söyleyecek çok şeyim birikti sana

Bir süredir tek kelam edemiyorum gözlerinin kıyısına

Unuttum sanma sakın

Sadece garip bir yalnızlıkla boğuşuyorum, baharın tenime düştüğü şu günlerde..

Geçiyorum deryanın karşısına, deniz mavi kokuyor

Saçlarıma salınan rüzgârın nefesi senin kokunu hatırlatıyor

Şu şair gönlümü bir tek sen tanırsın

Sen duyarsın ürkek bir ceylan gibi sakındığım duygularımı 

Ah bir gelsen,

Alıp götürsen yalnızlığımın kederini

Lavinya olmaktan kurtar yüreğine tel tel salındığın bu aşkın şairini

Sahi senin adın neydi?

Senin adın hasret, senin adın kavuşmak, senin adın aşka ağıt, senin adın sevda denizi, senin adın ayrılık…

Söyle hangisi?

Hangi isim tanımlar bu şairin şiirini?

Hep inanırım, aitsek birbirimize

Yıllar geçse dahi kader bir gün bir eder seni ve beni… 

 

Hatırlamak ne garip bir duygu Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten… İşte bu...