Yazmak, nefes alabilmektir kimi zaman benim için. Ruhumdaki sesin yansımasını kelimelere emanet ederim… O emanet her seferinde beni farklı bir yolculuğa çıkarır. O yolculukta çok düşünür, yazarım, yazarım ve yazarım… Hayatı anlatırım en çok o yolculukta, belki de kendimi…
Mesela şimdi düştü aklıma birden, ne zaman bu kadar değişti hayat? Duygularla dolup taşan hayatların yerini neden soğukluk aldı, bir türlü çözemiyorum. Gözlerimin önünden, yanı başımdan birçok hayat akıp gidiyor. Dönüp bakıyorum, arıyorum…
Ne arıyorsun derseniz eğer tanıdık bir duygu arıyorum, çoğu zaman bulamıyorum. Ne büyük hayal kırıklığı ama! Hayat değiştiriyor duyguları deyip kolaya kaçmak istemiyorum. İnandığım bir şey vardır ki, yaş alırken en güzel duyguları yeşertebilir insan. Anneannemden çok dinledim onların zamanını, belki de beni etkileyen o zamanların duygusu, o zamanların duygusunu şimdi de tatmayı deniyorum… Her deneyişte bir hayal kırıklığıyla daha karşılaşıyorum. O birliği, beraberliği, sarılmayı, kucaklaşmayı, maneviyatı, gülüşmeleri, gülen gözleri işte adını tam koyamadığım ama kokusunu yazdıkça çok yakından hissettiğim o duyguyu kovalıyorum şimdi de. Mektuplar yazıyorum, sahipsiz. Yıllar sonra kimin eline geçer belirsiz.
Gülen gözler demişken de aklıma dedem düştü. Gülen gözlerin hiç solmasın derdi, küçükken anlamazdım ne demekti gülen göz? Yaş aldıkça anladım, sanırım o yüzden gözlerde aradım o duyguyu. Gözlerin yansımasında bulmayı diledim gerçekleri. Çünkü gözler yalan söylemezdi, dil söyler ama gözler, söylemezdi…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder