Delicesine şakıyan bir yağmur bulutunun altındayım sanki, bahar dallarında yeni açan çiçekler gölge ederken yüzüme, bir yandan ay ışığı siniyor sineme. Neler neler anlatıyor o yağmur bulutu; inandıklarımı, gerçekleri ve gerçek sandıklarımı.
Kalbin yanılacağını düşünmezdim hiçbir zaman. Kalp yanıltmaz derdim, ne büyük hayal kırıklığı. Kalpte yanılırmış, ruhun dilini bile teğet geçerek.
Hangi inanç ve hangi gerçek uğruna yaşıyoruz? İnandıklarımız mı bizi bağlıyor hayata, gerçek sandıklarımız mı? Hep zamana sitem ediyorum ama sahiden zamanın bir suçu var mı? Kimin kimi gerçekten sevdiğini bile anlayamadığım şu zaman da bazı şeyleri gerçek sanmaya ve inanmaya mahkûm değil miyiz? Zaman belki de burada sadece bir figürandır. Çok acı, sahiden çok acı…
Sevginin bu hayatta insana en iyi gelen şey olduğuna inandım hep. Ama zaman bile bu denli figüranlık yaparken hayatın içerisinde, sevgi nasıl sıyrılacak gerçek sandıklarımızın arasından? Nasıl anlaşılacak gerçekler? Kalp bile yanılırken, delicesine şakıyan bir yağmur bulutu alıp götürecek mi gerçek sandıklarımı ve sahiden inandıklarımı…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder