30 Nisan 2025 Çarşamba

Gönlümdeki cevapsız yağmurlara nasıl son vermeli?

Derin bir yutkunuş, dağlara haykırış, içe kapanış?

Söz ettiklerimden birine meyletmekle diner mi kâğıtların ağlayışı?

Ah gözlerime mendil olan kâğıtlar!

Ne vakit anlaşılır sözlerim?

Sahi, anlaşılmak mı artık niyetim?

Yanılgının boşluğundayım…

İçimdeki o köksüz Nilüfer’i demirleyeceğim limanı buldum sanmışım, yine yanılmışım.

Yanılgılar üzerine kuruluymuş hayat meğerse.

Hayal kırıklıkları, hayat haksızlıkları, inanç kırgınlıkları…

Yüreğime çöreklenen kaygı bu savaşın yorgunluğundanmış. 

Bir türlü anlamlandıramadığım, anlayamadığım bu zamanda artık telaşa gerek yok.

Kalbimi sarmalayan Nilüfer susmayı mânâ edindi.

Şiirlere konuşmayı ise binbir mânâ…

25 Nisan 2025 Cuma

Yanlış zamanda mıyız?  Fazla sorgular oldum bunu.

Zaman mı değiştirdi hayatı? Hayat şartları farklılaştığı için mi zaman buna boyun eğdi? Zaman sadece bir bahane miydi?

Fazlasıyla yanılmayı dilerdim. 

Şu zamanda insan insanın ihtiyacı haline geldi. Hani sevgi insanları bir arada tutardı?

Mutluluk? İnsanlar birbirini mutlu ettiği için birlik ve beraberlik olurdu. Beraber gülebildikleri için, dert anlayabildikleri için, durmadan konuşabildikleri ya da beraber sessizleşebildikleri için. Şu zamanda yine çok konuşuyor ya da çok sessizleşebiliyor olabiliriz ama arkası yalın. Fark geçmişle çok açık, bir duvar öylece duruyor. Sevginin boşluğu…

Sahiden anlamanın, dinlemenin, hissetmenin, sarılmanın, sevginin derin boşluğu…

17 Nisan 2025 Perşembe

Hayatımın 5. sezonundayım. 5. sezon finaline az kaldı. Belki de finaline, sahiden bilmiyorum. Bu 1. sezondan beri böyle sürüp gidiyor. Zaten insan nasıl bilebilir ki ömrüne denk düşen bölümleri. Finalin hangi sezonda geleceğini…


Şöyle bir bakıyorum uçurumları görüyorum 5.sezona gelene kadar. Nelerin değiştiğini, nelerden vazgeçtiğimi, yitirdiklerimi, kazandıklarımı, kaybettiklerimi, inançlarımı.


İnanmak…


O inanç kudreti öyle keskin ki, derinden tutuyor insanın kalbini. 1. ve 2. sezonun ilk bölümlerinde yankılanan o hayal dünyama bakıyorum ve okuduğum kitaplara… Öyle inançlıyım ki insanlığa karşı. Akan zamanın seline kapıldıkça anlıyorum hiç de öyle olmadığını gerçeklerin. Okuduğum kitaplar ve hayal dünyamla örtüşmediğini bir şeylerin. Örtüşmedikçe her sezona daha da yenik başlıyorum, en çok aldanmış olmak ve inancımın ters yüz olması incitiyor beni. İnanma kudretimi yitirmek, hayal kırıklığını yaşamak ve bunun insanlığa dağılması…


Yitip gidenler, kaybedilenler bir şekilde teselli buluyor insanın kalbinde. En basitinden kader diyorsun adına… Ama inanabilmek için o kudretin tekrardan kazanılması gerekiyor, kaybetmeye mahal vermeden. Bu durumu çocukken kâğıttan yaptığım bir gemiye benzetiyorum. İçinde yazıların ve resimlerin gözle görüldüğü ama hayallerimi anlattığı o gemiye… O gemi yüzüp açılırken ufka, arada yalpalanmalar olsa da zorluklar yaşansa da evini bulacak sanırdım, inanırdım. O gemi inançlarımla birlikte yol aldı ufka ama daha geri dönmedi. 

İnandım, inandım, çokça inandım ama galiba yanıldım…

14 Nisan 2025 Pazartesi

Önceleri bir şarkıda hatırlardım seni, bir otobüs yolculuğunda, bir tren garında, bir gelincik dolu bahçede, cırcır böceklerinin serinliğe karıştığı o yaz gecelerinde.

Gönlümde açan o çiçekler ne zaman solmaya başladı, anladım bazı şeylerin değiştiğini 

Meğerse hep en güzel hatıralar da yaşatmışım seni

Gözlerinde yaşamayı dilerken, gün be gün savrulmuşum oysa

Şimdi anlıyorum yanılmak içinmiş bu yol, senin yolundan geçen ama sana varmayan…

11 Nisan 2025 Cuma

İçimde taşan bir deniz var sanki, hoyratça vuruyor kalbimin kıyılarına. Sonra bir gemi beliriyor, bakıyorum içerisinde tanıdık yüzler var, sonra usulca kayboluyor gemi. Geçmişin bir tıngırtısı film gibi geliyor gözlerimin önüne. Önce bir tebessüm, sonra burukluk. O gemi kalmalı mı, yoksa yol almalı mı gerçekten karar veremiyorum. O bilinmezlik daha da köpürtüyor içimdeki denizi. Önce o gemi gelsin ve bir daha hiç kalkmasın istiyorum kalbime dem vuran limandan. Sonra film sarmalındaki beni gördükçe gitmeli diyorum. O gemi gitmeli ve hiç dönmemeli. Hayat böyle işte aynı karede gülümseyip hatırda hep var olacağını düşündüğün o en tanıdık yüzü/yüzleri uğurlarsın. Kalpten kalbe yakınlık kurduğunu sanırsın, yanılırsın. Bu his yolda yürüyüp yürüyüp bir yere varamamak gibi sanırım. 


Bir dünya vardır insanın kalbinde. O dünyada çeşit çeşit hikaye. Hikayelerin her biri sarıp sarmalar duyguları, düşünceleri. Kimi hikaye sonsuz bir derya, insana iyi gelen, dinlendiren, hayatı bulduran, yaşam sevinci veren. Kimi hikaye de gitmesi gereken. Hikaye yitip gitmişse her gün aynı limana da açsan gözünü yol bir türlü kesişmez uğurladığınla… 


Hiçbir şeyin tekrarı yokken yaşayabildiğimiz kadar varız. Gidenlerle ve kalanlarla…


Vesselam…

3 Nisan 2025 Perşembe

Vurgunum gözlerine,

Gözlerin gözlerime değince 

Gönlüm adını solur 

Kalbimin sokakları olur dildare

Leyla olmuş gezerken bu kızgın çöllerde

Bir viraneyim bir asudeyim,

Tutukluyum bu yaman sevdaya 

Dilrubamsın,

Alevler yankılanırken çehremde

Çaresin, pusulasın kaybolan benliğimin dehlizine…

Hatırlamak ne garip bir duygu Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten… İşte bu...